24 Şubat 2018 Cumartesi

ESKİŞEHİR

Son on senemin 4 senesini geçirdiğim yer...
Şu kapıdan her girişimde başka başka heyecanlar yaşadım, yaşıyorum. Bu şehri, bu kapıyı seviyorum. Neler olur, nasip nedir bilmiyorum ama sonra ki yaşamıma da hayırlı insanlarla devam etmeyi nasip etsin Allah'ım..
.
.
Blogumda uzun zamandır paylaşım yapmamıştım. Bu blog vesilesiyle kurduğum dostluklar da çok güzeldi. Selam olsun dostlarıma ✋
Yeniden paylaşım yapar ve dualaşırız inşallah 🙂
Allah'a emanet olun... ❤

24 Ağustos 2016 Çarşamba

PENCERENİN PERDESİ

Gördüğün bir perde... Arkası lazım değildir... İnsan nerede, ne zaman bulunması ne durması gerektiğini iyi öğrenmeli bu hayatta... Zira perdenin arkası yasaklanmıştır!... Perdeyi kapatmadan ışık açmak, açık olan perdenin arkasına bakmak harama yakındır...
Ne merak, ne cehalet!...
Pencerenin perdesini aralayan el, sen de edebinle misafir ol, gel 😊

29 Temmuz 2015 Çarşamba

Yaz geldi, sıcak geldi :)

Yaz gelmedi, üşüyoruz diyorduk. Nihayet sıcaklar geldi. Hava iyiden ısındı. Şimdi de kavruluyoruz diyeceğiz tabii! Hayat böyle işte, tezatlarla ve karşılıklı duygularla dolu... 
Yazmak ve ifade edebilmek istediğim çok şeyler olmasına karşın önemli meşguliyetlerle engellendiğim bu günleri gösteren Rabbime şükürler olsun. 
Selamlar...

3 Nisan 2013 Çarşamba

BEYNİ GELİŞTİRMENİN İLACI:

Beynimizi geliştirmenin ve fonksiyonlarını artırmanın mümkün olduğunu ifade eden A.Ü. Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, bol bol ezber yaparak beyin hücrelerinin en aktif hâle gelebileceğini söyledi. İnsan beyninde milyarlarca beyin temel hücresi olduğunu ifade eden Prof. Aydın; "İnsan beyninde yüzlerce milyar beyin temel hücresi ve birkaç trilyon bu hücrelere yardım eden ve destek olan lojistik hücreler vardır. Günümüzde bu hücrelerin ancak yüzde 2'si kadar olan kısmını kullanabilmekteyiz. Müthiş bir enerji kaynağı olduğuna inandığım beynimizi geliştirmek, fonksiyonlarını artırmak ve muhâkeme istidadını geliştirmek kendi elimizdedir" diye konuştu. İnsan beyninin fonksiyonlarını artırmanın en güzel yolunun ezber yapmak olduğuna dikkat çeken Prof. Aydın şunları söyledi: "Beyin hücrelerini aktif hâle getirebilmek için tatbîk edilen ezber yapma tekniğinin en güzel örneğini Japon Eğitim Sistemi'nde görmekteyiz. Japonlar çocuklarına okul çağında aklınıza ne gelebiliyorsa ezber yaptırmaktadırlar. Ezber ameliyesi, beyin hücreleri arasındaki irtibatları aktif hâle getirir. Beyindeki tek bir hücrenin 10 ayrı irtibatı (bağlantısı) vardır. Bu irtibatların hepsi de aktif hâle gelebilmektedir. Bu irtibatlar arasındaki haberleşme, aklımızın alamayacağı, bugünkü metodlarla ifade edemeyeceğimiz bir hızla gerçekleşmektedir. Ezber ne kadar fazla yapılırsa bu irtibatlardaki (bağlantılar-daki) haberleşme ağı da o kadar gelişmekte ve beynin muhâkeme gücü o derece artmaktadır" dedi. Bugüne kadar çok çalışmaktan hasta olan bir beyin ortaya çıkmamıştır ama tembellikten ve çalışmamaktan dumura uğramış, fonksiyonlarını yitirmiş birçok beyin görülmüştür. Çocuklara bol miktarda ezber yaptırmanın beyin hücreleri açısından birçok faydalarının olacağı da muhakkaktır.

27 Mart 2013 Çarşamba

D A R M A D A G I N: Vecihi Hürkuş

D A R M A D A G I N: Vecihi Hürkuş: iLK TÜRK TAYYARESiNi NASIL YAPDiM VE NASIL TALTiF EDiLDiM Ilk Türk tayyaresini yapan ve yaptigi tayyare ile saatte iki yüz kilometre kalh...

26 Mart 2013 Salı

Seçimlerimiz ve Biz

İnsan yaptığı seçimlerle hayatını kendisi şekillendiriyor. Tercihlerimiz biziz. Biz tercihlerimizle toplumdaki yerimizi de kendimiz belirliyoruz. Yeryüzünde çok değerliyiz. Kıymetini bilen var, bilemeyen var. Bir de bu değeri bilmeyenlerle imtihan olunmak var! O da nesi demesin kimse!... Öyle işte... Nice imtihanlar içinde böylesi bir durum bir süre sonra gülünç bir hale bürünüyor! Gün biterken yine dualarla Rabbimize yönelelim: Allah'ım cahillerin şerrinden koru bizi. Cahillerden etme ve ferasetli, basiretli eyle bizi... Merhamet et bize.....

13 Eylül 2012 Perşembe

Kuran Kursu Öğretim Programı

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dinegitimi/din-egitimi-dairesi-baskanligi---icerik-egitim-ogretim-programlarimiz-199.aspx

4 Eylül 2012 Salı

...

Insan hep böyle.. Yaz olunca kışı, kış gelince yazı özlüyor.. Özlem gönle düşüp acı acı yaktığında... Yanıp yanıp da kül olduğunda... Geri dönüşü olmayan yola girdiğinde aklı başına geliyor insanın... Rabb, Gafur diye cesaret ediyor insan ama gelebilecek o elim ve acı günleri unutuyor işte...

26 Ocak 2012 Perşembe

Hey gidi Günler....

Günler ne de çabuk geçmiş meğer. Yıllar oldu seni görmeyeli. Hani diyorum bugün, olmadı yarın çıkıp gelsen. Sen gelsen ve ben de seni görsem kaç tane dünya varsa hepsi benim olur. Şimdi hayatımda ilk kez pişmanlığımı itiraf ediyorum kendime ve kendimle birlikte sana söylüyorum. O halde yine ve her zaman duaya devam.. Her zamankinden.... ;)

11 Aralık 2010 Cumartesi

Kar yağdı memlekete

HER YER BEYAZ OLMAK ISTIYOR! KAR KAPLAMAK ISTIYOR HER YERI! HER YER KARLANIRKEN KARLAR KAÇIYOR SANKI BIZDEN!

3 Mayıs 2010 Pazartesi

BiTMEYEN HASRET__



Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Bugün Pazar
Daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar
Daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar
çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden
ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var
Çok sevdiğim rüzgar da
Daha uyanmadı komşular
Bugün Pazar
Ve ben seni çok özledim

Dışan çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak Pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlerine bakmak mağazaların
Sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım
Hayatın gittiği yere
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp
Buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim
Tam böyle bir şey
Çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması
Toprağın uyanması
Yağmurun yağması
Ateşin sıcağı
Bu Pazar sabahı
Tam böyle bir şey
Bir sabahçı kahvesine uğramak
Bir bardak çay
Taze dem kokusu
Hayatın atardamarlarında dolaşmak
Bölmeden şehrin uykusunu
Bir şiir yazmak
Pazar bulmacasının boş karelerine
Şiirde tam da bunu anlatmak delice
Tam böyle bir şey
Hesapsız gölgesiz bedelsiz kimsesiz


Bir şiir yazmak
Bir bardak çay içmek
Sokaklarda gezmek
Yağmurda ıslanmak
Ve ben seni çok özledim

26 Ocak 2010 Salı

çaresizler kenti

Bu şehir yutuyor insanı! Bir girdabın içindeyiz sanki! Bu şehrin sakinleri kaybetmişler çok şeyleri.. Şehir değil ruhlar yağmalanmış!
Özlemini duyduğumuz vuslatsız hayallerle ölecek olmak ne acı! :(
Şehre değil ama hayatın kendisine söyleyeceklerimiz bitmedi! Çok söz var daha hayat!
Bekle bizi...

10 Ocak 2010 Pazar

Gece gece yazacaklarım var!

Yoğun bir iş günü beni bekliyor ama gece de bütün kasvetiyle üstümde!
Uyku desen başka bir aleme gitmek benim için..
O alemde mutlu olsam bari! Tabii bu alemle irtibatı kesmeden mutluluk gerçekten mümkünse! Ki la mümkin! Mutluluğu kim kaybetti de ben bulayım?!

24 Aralık 2009 Perşembe

AŞURE GÜNÜNÜN ÖNEMİ VE DEĞERİ

26.12.2009 Cumartesi günü,

Hicrî takvimin ilk ayı olan Muharrem’in onu, yani Aşûre günüdür. İslâm’da önemli bir yeri olan Aşûre gününde çok mühim hadiseler meydana gelmiştir.

Bazıları şunlar:

Meleklerin ve Cebrail Aleyhisselâm’ın yaratılması,
O gün, 10 kişiye selâm vermeli veya bir kişiye 10 selâm vermeli, mümkünse gusletmeli, yapılabildiği kadar hayır hasenatta bulunmalı, küçükler, bilhassa yetimler sevindirilmeli, hiç olmazsa 2 rekât namaz kılarak bu ümmetin hidayet ve selâmeti için dua etmelidir.

Göklerin (yıldızların, seyyârelerin) ve yerin (dağların, denizlerin) yaratılması ve yeryüzüne ilk defa yağmur yağması,
Adem Aleyhisselâm’ın yaratılması, cennete konulması ve sonra tevbesinin kabulü,
İdris Aleyhisselâm’ın göklere kaldırılması,
Nuh Aleyhisselâm’ın gemisinin Cudi Dağı üzerinde karaya oturması,
İbrahim Aleyhisselâm’ın doğumu ve Nemrud’un ateşinden kurtulması,
Musa Aleyhisselâm ve kavminin, Kızıldeniz’in yarılıp yol olmasıyla Firavun’un şerrinden kurtulması ve Firavun ve askerlerinin boğulması,
Eyüb Aleyhisselâm’ın hastalıktan şifa bulması,
Yunus Aleyhisselâm’ın balığın karnından kurtulması,
Davud Aleyhisselâm’ın tevbesinin kabulü,
Süleyman Aleyhisselâm’a saltanat verilmesi,
Yusuf Aleyhisselâm’ın kuyudan çıkarılması,
Yakub Aleyhisselâm’ın gözlerinin açılıp tekrar görmeye başlaması,
İsa Aleyhisselâm’ın göklere kaldırılması,
Hz. Hüseyin Efendimiz’in şehid edilmesi.


Kıyamet de Cuma gününe rastlayan bir Aşûre günü kopacaktır.
Ramazan orucu farz kılınmadan önce, sevgili Peygamberimiz, Aşûre günü oruç tutarlardı. Hatta o zamandaki müşrikler bile Aşûre gününün değerini bilir ve o gün oruç tutarlardı. Peygamberimiz (sav) Medine’ye hicret ettiğinde, oradaki Yahudilerin oruç tuttuklarını gördü. Niçin oruç tuttuklarını sordu. “Bugün, Hz. Musa’nın Firavun’un şerrinden kurtulduğu gün olduğu için, ona şükür olarak tutuyoruz” dediler. Peygamberimiz, “Musa’ya uymaya biz sizden daha lâyıkız” dedi. Ashabına, o gün herkesin oruçlu bulunmasını buyurdu. Hatta günün o saatine kadar bir şey yiyip içmiş olanlara bile o saatten sonra akşama kadar oruçlu kalmalarını emretti. Bu iş üzerinde o kadar durdu ki, Medine’de tellal çağırtarak ilan ettirdi.

Ashabtan birisi, “Biz Aşûre günü çocukların bile oruçlu kalmaları için, onları pamuktan oyuncaklarla akşama kadar oyalıyorduk” buyuruyor.
Ramazan orucu farz kılındıktan sonra, Aşûre orucu nafile olarak kaldı. Ancak, sadece Aşûre günü tek olarak oruç tutmak mekruh olduğundan, 9. gün de oruç tutmalıdır. 9. gün geçmişse, 10. ve 11. gün tutulur.
Aşûre günü eve ufak tefek bir şeyler alınırsa, bir sene boyunca o evde bereket olur. İslâm büyüklerinden Süfyâni Sevrî Hz., “Biz bunu denedik ve aynen böyle olduğunu gördük” buyuruyor.
O gün, 10 kişiye selâm vermeli veya bir kişiye 10 selâm vermeli, mümkünse gusletmeli, yapılabildiği kadar hayır hasenatta bulunmalı, küçükler, bilhassa yetimler sevindirilmeli, hiç olmazsa 2 rekât namaz kılarak bu ümmetin hidayet ve selâmeti için dua etmelidir.
Aşûre gününe ait güzelliklerden birisi de, Aşûre çorbası pişirip konu-komşuya dağıtmaktır. Böylece, insanlara ikram sevabı kazanılmış olur. Rivayet edilir ki, Hz. Nuh’un gemisi Cudi Dağı üzerinde karaya oturduğunda, gemide ne kadar yiyecek varsa onları karıştırıp pişirmişler, o gün bir bolluk olmuştur. Aşûre çorbası işte o günün bir nevî tekrarlanması, yâd edilmesi, hatırlanması mânâsını taşır.
Bu günde aile büyüklerine düşen bir başka vazife de, tarihte Aşûre gününde cerayan eden hadiseleri bilebildikleri kadar çocuklarına anlatmaktır. Takdir edilir ki, geçmişimizi çocuklarımıza anlatmak, vazifelerimizin en büyüklerindendir.

Aşûre gününün hayırlara vesile olması dileklerimle… (alıntıdır)

20 Aralık 2009 Pazar

dinle_UNUTTUĞUM_Umuttum-unutuldum_

Yüzün nerde?
Unuttum yüzünü, şeklini ve
herşeyinle seni!
Dermansız derdim oldun da yine kalbim
hep yakazada yaşıyor
sıcaklığını
Yaşayan ve ölmeyen
şimdi
yarın
yaşayacak....

Gözyaşı riya
ile birlikte olmaz
Şahidim gözyaşlarım

Sahi sen serçeleri
seviyor muydun?
Hani küçücük kuşları ?

Hayır mı?
Tevafuk,
ben de sevmem!

19 Aralık 2009 Cumartesi

Sevgiliye kavuşma günü

Hayatı anlamak, ölümü anlamaktan geçiyor. Ölümü nasıl anlıyor ve anlamlandırıyorsanız, hayatı da öyle anlar ve anlamlandırırsınız. Dolayısıyla, “hayat nedir?” sorusuna, “ölüm nedir?” sorusundan yola çıkarak cevap aramak mümkündür.
Ölümü son olarak görenler, her şeyi hayatta yaşamanın yollarını arayacaktır. Bu hayat içinde başlayan ve yine hayat içinde biten bir yaşama alanıdır.
Özetle, yaşarsınız biter. Hayat biter, siz de bitersiniz. Bitiş ve tükeniş…
Bizim hayat anlayışımızda, bitip ve tükenme yok. Bitmeyen ve tükenmeyen bir hayat… Zira ölüm, nihai bir son değil, yeni bir başlangıç, yeni bir doğumdur.
Mevlana, bize ölümün doğumdan da öte, kavuşma olduğunu öğreten büyük bilgedir. Onun nazarında ölüm, düğün günüdür. Bir bitiş değil, bir tükeniş değil, yeni bir başlangıç, yeni bir hayat. Bu hayatın adı, ahret hayatıdır… Ölüm, dünya hayatından ahret hayatına yolculuktur.
Mevlana, Mesnevi’de hep bu yolculuğu anlattı bize. O yüzden her bir mısrasında yeni bir başlangıç, yeni bir doğum vardır. Okunan her satırda canlanır, şenlenir, yeniden yeniden çoğalırsınız. Çünkü Mesnevi’nin her satırında sevgiliye kavuşmanın coşkusu vardır. Mesnevi bu coşkuyla yazılmıştır.
Asırlardı bu topraklarda Mesnevi okundu. Mesnevi, dirlik ve düzenimizi sağlayan en önemli metinlerden biriydi. Sevmeyi, inanmayı, insan olmayı öğreten büyük bir metin!
Bu metni okuyarak büyük bir medeniyet kurduk.
Şimdi yeniden kendimize gelmek, hayatı anlamlandırmak için yeniden onu okumaya başlamanın zamanı gelmiştir.
Kavganın gürültünün, sömürünün, ayrıştırıcı ve parçalayıcı bakışın bütün bir âlemi sardığı şu günlerde Mesnevi’ye ihtiyacımız var.
Ayrımı gayrımı yok etmek, insanca yaşamak, insanlığımızın farkına varmak için Mesnevi’ye ihtiyacımız var.
Kavuşma gününün, düğün gününün coşkusuna ermek için yeniden Mesnevi’ye başlamaya ihtiyacımız var.
Yeniden, yeniden Mesnevi’ye başlamak... Okumak, anlamak ve hayatı anlamlandırmak!
http://www.iyibilgi.com/artikel.php?artikel_id=25970
Bilal Kemikli

11 Aralık 2009 Cuma

BESMELENİN FAZİLETİ

Peygamberimiz (s.a.v.): "Kim ki bir işe, Allah'a hâmd etmek ile başlarsa, o işi, mutlaka hayırlı ve verimli olur. Allah'a hâmd etmek ile başlanılmayan her şey, bereketi kesilmiş veya noksan bir şeydir.
Birgün Mescid-i Nebevi'de Ashab-ı Kiram toplanmışlar, derin bir vecd ve huşu içinde Allah'ın Rasulünü dinlemekteydiler. Peygamberimiz (S.A.S.) Efendimiz de Al-i İmran Sûresi'nden: (Muhtaçlara, fakirlere, kimsesizlere) sevdiğiniz şeylerden sadaka vermedikçe cennete eremezsiniz. "Allah yolunda her ne harcarsanız muhakkak Allah onu bilendir." meâlindeki ayet-i kerimeyi okuyordu.
Ayet-i Kerimeyi büyük bir dikkat ve hassasiyetle dinleyenlerin içinde Ebu Talha da bulunuyordu. Bu zat, derin bir vecd ve huşu içinde ayet-i kerimeyi dinledikten sonra ayağa kalkarak bütün zenginlere, kıyamete kadar gelecek servet sahiplerine ders veren şu ibretli sözleri söylüyor:

- Ya Rasulallah, benim servetim içinde en kıymetli ve bana en sevgili olan, işte bu şehrin içindeki sizin de bildiğiniz bahçemdir. (İçerisinde 600 tane hurma ağacı bulunan çok kıymetli Beyruha adı verilen bir hurma bahçesi.) Buradan itibaren Allah rızası için Allah'ın Rasulüne bırakıyorum. İstediğin gibi tasarruf eder, dilediğiniz fakire verebilirsiniz."
Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.S.) Efendimiz:
"- Bak hele, o kârlı maldır, o kârlı maldır. Söylediğini kabul ettim. Ben isterim ki onları akrabalarına vakfet (faydalansınlar)" buyurdu.
Ebu Talha bu durumu hanımına anlattığı zaman, o mü'mine kadın:
- Allah senden razı olsun Talha. Etrafımızdaki fakirleri gördükçe aynı şeyi düşünüyordum da bir türlü söyleyemiyordum sana. Allah hayrınızı kabul buyursun" cevabını vermişti. (Tarihin Şeref Levhaları, A. Şirin, s.22).
"... Haydi Namazı kılın. zekatı verin ve Allahu Teâlâ'ya sarılın; Sahibiniz O'dur. Ne güzel sahib ve ne güzel yardımcıdır O." (Hac:78)

10 Aralık 2009 Perşembe

DUA

Rabbimiz, çaresizlikle kıvranırken dahi ümitle çarpan sinelerimize, yaşlarla dolan gözlerimize, hacâletle kızaran yüzlerimize şefkatle teveccüh buyur, bir kez daha kapı kullarını bağışla.
Bizi Senden razı eyle Rabbim. Sen beni kendine razı edinceye kadar yaşat. Ve razı olduğun anda canımı al. Ki ölüm Senden razı olmanın ve Senin rızanı kazanmanın adı olsun.
Ey Rabbim, yaptıklarımdan utanıyorum. Senden, her şeyi Bilen, Gören ve İşiten'den utanıyorum. Beni başkalarının önünde mahcup etme. Settar ismini örtüm, Gaffar ismini sığınağım eyle.
Sen bana ne güzel Vekilsin Rabbim, yokluğunda, aczimde, unutulmuşluğumda, yitikliğimde, çaresizliğimde Seni Vekil ediniyorum.
Varlığıma Sen Kefilsin.

***** Amin. ****

7 Aralık 2009 Pazartesi

YazıYoRum__

Kader örmüş ağlarını ...

Sessiz kalışım çığlık atmadığım anlamına gelmez!
Sessizliğim sensizlikten değil
Senle dolduğumdan sessizim şimdi!
Kelimelerle, saçma sapan cümlelerle yoruyorsam şimdi seni
Bilmelisin ki bu hayatımın son demlerinin kocaman çığlıklarıdır...
Bilmelisin aşk bitmez aşık biter...
Biten olmayı bitiren olmaya tercih edişim alnımdaki çizgiden...
Gün gelecek ölüm dirilecek tende..
Gün geldi gelecek...

Nefret değil büyüyen...
Hasret hiç değil!

Ölüm ölüm diyorum ya.......
işte burada...

24 Ekim 2009 Cumartesi

Lâ tahzen / Üzülme..

Lâ tahzen / Üzülme..

Çünkü iyiliğin mükafatı on mislinden yedi yüz misline, kötülüğün karşılığı ise sadece mislince


Lâ tahzen / Üzülme..

Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.


Lâ tahzen / Üzülme..

Hakk'ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır.


Lâ tahzen / Üzülme..

Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.)


Lâ tahzen / Üzülme..

İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.


Lâ tahzen / Üzülme..

Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor. Sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır, ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun. "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" ayetini tedebbür ederek bu hali sakin bir şekilde iyimser bir tabloya dönüştürmeye bak.


Lâ tahzen / Üzülme..

- Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani ânı yaşa.


Lâ tahzen / Üzülme..

- "İnne maal usri yüsran / Her zorlukla birlikte kolaylık vardır." Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!.. Bir başka ifade ile; kolaylık; zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..


Lâ tahzen / Üzülme...

13 Ekim 2009 Salı

hep kahır!

Dur! bırak
Kaynasın kahvenin suyu
Bana istanbul'u anlat nasıldır
Bana boğazı anlat nasıldır
Haziran titreyişlerle, kaçak yağmurlar ardı
Yikanmış kurunur muydu o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak güneşte
insanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be

Dur! bırak
Kalsın, açma televizyonu
Bana istanbul'u anlat nasıldır
Şehirlerin şehrini anlat nasıldır
Beyoğlu sırtlarından, yasak gözlerinle bakıp
Köprüler, sarayburnu, minareler ve haliç'e
Deyiver ki bir merhaba gizlice
İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be

Dur! bırak
Kımıldama, kal biraz öylece ne olur
Kokun İstanbul gibidir
Gözlerin İstanbul gecesi
Şimdi gel sarıl, sarıl bana kınalım
Gök kubbenin altında orda da beraber
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali
Hasretimin çölünde bir pınar gibi
İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be

12 Ekim 2009 Pazartesi

Bütün LEYLA'lara...

Ben artık Rabbime döndüm sakın bana gülme Leyla

Gerçek aşkı onda buldum, sakın bana kızma Leyla

Bu sevdanın adı başka, güzelliği tadı başka

Canlar feda böyle aşka, bunu düşün, anla Leyla

Artık çöller Rabbim için, gözde göller Rabbim için

Seçkin sözler Rabbim için, beni anla, ağla Leyla.


(Peki, kaç tane Leyla var ki?!!)

GÜL GAZELİ....

HAYAT ÇİLELERLE KAİMDİR...
BİZE KALDIRAMAYACAĞIMIZ YÜKÜ YÜKLEME YA RABBİ!
AMİN.

VERİLİR VE ALINIR
ÇOK ÇEŞİT HEDİYELER
KALBİM ELİMDE GELDİM
DİĞERİNDE DE BİR GÜL

5 Ekim 2009 Pazartesi

DOST

Dost acılarda, çilelerde gerekli
Dost zor günlerde gerekli
Yakınlığı, sevgisi
yürekte gerekli
Kötü günlerde olmamışsa eğer
İyi günde de olmasın, ne

gerekli

Sevmek gerekli, sevilmek gerekli
Dostla dost kalmak gerekli
Dost

hüzünlüyse bugün
Varıp yaren olmak gerekli

Yakından bile yakınsa

bu dost
Uzaktan el sallamak düşer mi
Dostluk bitti derse dost


O zaman bu diyardan gitmek gerekli

Yalnızlık Tanrı'ya mahsus değilmi
Zaten

boynum büküktü, iyice eğildi
Dermanım diye tutunmuşken dosta
Elimi koparıp

atman mı gerekti

Bir gün değil bana bin yıl gerekli
Dosta

doymam için, unutmam için
Yüreğim yüreğine çivilenmişken sımsıkı
Bir çırpıda

söküp atmak mı gerekli

Dostumun yokluğuna alışmam için
Yaşamam değil ölmem

gerekli
Dost çıkmışsa dost yüreğinden
Yelkovanı, akrebi durdurmak gerekli

Dostluk

hep akılda olmak ister, dost sevilmek
Ara sıra değil, daim

etmek gerek
Dostluk unutulursa tamamen
İşte o zaman, o zaman

kıyamet gerekli

14 Eylül 2009 Pazartesi

Kadir Gecesi

Bismillâhirrahmânirrahîm

1. Biz onu (Kur'ân'i) Kadir gecesinde indirdik.

2. Kadir gecesinin ne olduğunu sana haber veren oldu mu?

3. Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.

4. O gecede, her iş için Rablerinin izniyle melek­ler ve Ruh yere iner durur.

5. O gece, selâmettir, esenliktir. Fecrin doğuşuna kadar.

Âyetlerin Tefsiri

1. Biz bu mucize Kur'ân'ı, kadri ve şerefi yüce bir gecede indirdik. Tefsirciler der ki: Şerefi, yüceliği ve kadrinden dolayı bu geceye "Kadir gecesi" denilmiştir. Kur'ân'ın indirilmesinden maksat, Levh-i Mahfûz'dan dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra Cebrail (a.s.) onu yirmiüç senede yeryüzüne indirmiştir. Nitekim İbn Abbâs şöyle der: Yüce Allah Kur'ân'ı toptan Levh-i Mahfûz'dan, dünya semasındaki "Beytu'1-izze" ye indirdi. Sonra olayların vukuuna göre yirmiüç senede Rasulullah (s.a.v)'a parça parça indi.[2]



2. Ey Peygamber! Kadir ve şeref gecesini sana ne bildirdi? Bu, Kadir gecesinin şanının yücelik ve büyüklüğünü ifade eder: Hâzin şöyle der: Bu, o gecenin büyüklüğünü gösterme ve onun haberini din­lemeye teşvik yollu bir ifadedir. Sanki Yüce Allah şöyle buyurur: Onun kıymetini ve üstünlük derecesini sana bildiren, bilgine ulaştıran nedir?[3]

Bundan sonra Yüce Allah, Kadir gecesinin üç yönden üstünlüğünü an­lattı: [4]



3. Kadir gecesi şeref ve üstünlük bakımından bin aydan daha üstündür. Çünkü içinde Kur'ân-ı Kerîm'in indirilme şerefi sadece ona verilmiştir. Tefsirciler şöyle der: Kadir gecesinde yapılan iyi iş, içinde Kadir gecesi bulunmayan bin ay içinde yapılan işten daha hayırlı­dır. Rivayete göre bir adam silah kuşanıp bin ay Allah yolunda cihâd etmiş­ti. Rasululah (s.a.v) ve müslümanlar buna hayret ettiler. Rasulullah (s.a.v) bunu ümmeti için de temennî ederek şöyle dedi: Ey Rabbim! Ümmetimi, ümmetlerin en kısa ömürlüsü, amel bakımından da ümmetlerin en azı kıl­dın. Bunun üzerine Yüce Allah ona Kadir gecesini verdi ve şöyle buyurdu: Kadir gecesi, sen ve ümmetin için, o adamın cihâd ettiği bin aydan daha hayırlıdır.[5] Mücâhid şöyle der: O gün ve gecede yapılan amel, tutulan oruç bin aydan daha hayırlıdır.[6] İşte bu Kadir gecesinin üstünlüğünün anlatıldığı birinci yöndür. [7]



4. Yüce Allah'ın, o seneden bir sonraki seneye kadar takdir ve hükmettiği her türlü iş için, melekler ve Cebrail (a.s) Rablerinin emriyle o gece yeryüzüne iner. İşte bu da, Kadir ge­cesinin üstünlüğünün anlatıldığı ikinci yöndür. Üçüncü yön ise şudur: [8]



5. Kadir gecesi, gününün başlangıcından tan yeri ağarıncaya kadar bir selâmettir. O gece melekler mü'minleri selâmlar.

Yüce Allah, o gece insanoğlu için hayır ve selâmetten başka bir şey takdir etmez. [9]

___________________________________________
[1] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/373.

[2] Bkz, Muhtasar-ı tbn Kesîr, 3/659; Kurîubî, 19/130

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/374.

[3] Hâzin, 4/275

[4] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/374.

[5] Bu, İbn Abbâs ve Mücâhid'den rivayet edilmiştir.

[6] Muhtasar-ı İbn Kesîr, 3/659

[7] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/375.

[8] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/375.

[9] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/375.

8 Eylül 2009 Salı

ŞiiRiM...

Dert dedim deva dedin
Oysa ki en büyük derdimdin
Sevdikçe sevdim
Yalan yok, sevdim.

Şiir dedim aşk dedin
Hey gidi Nisan hey!
Nisanda aylıktı hislerim
Nisanda yıllandı.

Şiirim, ezberimdesin
Hasretimsin ve dahası
Esirinim bilesin
Hayatımın anlamı
Herşeyimsin.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Bir GüL__

Yürüdüğümüz dikenli yollarda gülleri görüp sevinmek varken dikenlerin batmasına ağlamak tam da biz insanların yapacağı iş!
Güller kokusu ve güzelliğiyle hayatı bizim için özel yapan insanlar için bir kere daha demet demet açıversinler...
Bu gül de benden Sana ey GÜL...



6 Eylül 2009 Pazar

YaraLı

Bir zamanlar....
Aşkı bilmeden aşık olmuş biri vardı!
Daha görmeden rayihasıyla sarhoş olduğu
tek şeydi aşk
Değerini bilmeyene, kendini bilmeyene verilemeyecek kadar
büyük
Nicedir gözler dolu
Kaç zamandır kokusunu aradığı
fakat burnunun tam ucunda olduğunu bilmediği(!)
Yaralı gönül aşkı
anlar mı? Sevdim diyen sevdiğini yaralar mı?
Düşünmeden, koşmadan sevgisi uğruna
delicesine
nefes nefese
duyar mı sükuneti?
Yaralı
sessiz ve
bir o kadar vurgun
Nereye kadar gider bu halle?
Fazla uzağa gitmiş olamaz! Yakalamalı
onu
tekrar
Tekrar! Hadi! Koşmalı!
Durmamalı!
Aman Allahım!
Bu bu
bu da ne! Bu bileklerine kelepçelenmiş
pranga da nerden çıktı
nasıl oldu
demeye kalmadan
bitmiş mi herşey!

Bitivermişti!

Yazık olmuştu

hem de çok... :'(

Can Kırığı Bu.. Cam değil!